Vitaminler

İnsan organizmasında sentezlenmeyen (genellikle) ve dışarıdan alınması gereken ufak miktarlardaki organik bileşiklerdir. Genellikle denmesinin sebebi D vitaminin güneş ışığı yardımıyla vücutta sentezlenmesindendir
Vitaminler suda çözünen ve yağda çözünen olarak ikiye ayrılırlar.
Suda çözünenler hergün alınmalıdır- vücutta depo edilmezler
Yağda çözünenler ise depo edilirler. Bu nedenle fazla alınırsa zehirlenme belirtileri sözkonusu olur.

Suda Eriyen vitaminler:
1. Tiamin (B1 vitamini)
2. Riboflavin (B2 vitamini)
3. Niasin=Nikotinik asit(B3 vitamini)
4. Piridoxin (B6 vitamini)
5. Folat=Folik asit
6. Kobalamin (B12 vitamini)
7. Pantotenik asit (B5 vitamini)
8. Biotin
9. Askorbik asit (C vitamini)

Yağda eriyen vitaminler:
1. A vitamini ve retinoidler
2. D vitamini
3. E vitamini
4. K vitamini

Yağ emilimini bozan hastalıklarda (ince barsak hastalıkları gibi) yağda eriyen vitaminlerin eksikliği görülebilir.

Bazı grupların vitamin ihtiyacı değişebilir.
1. Fiziksel olarak aktif olanlar: Egzersiz B grubu vitaminlere olan ihtiyacı artırır. Uzun süren egzersizler mide barsak sisteminden kan kaybını artırabilir
2. Yaşlılar: D vitamini(%47), B6 vitamini(%23), B12 vitamini (%2.7)ve E vitamini (%1) eksiklikleri görülebilir. Yaşlılardaki psikolojik ve davranışsal bozukluklarda b12 ve folat eksikliği sorumlu olabilir
3. Kronik bir hastalığı olanlar: İyi kontrollü olmayan Diabette idrar ile kayıp neticesinde suda eriyen bazı vitaminlerin kaybı söz konusu olabilir. Katarkt, gözde yaşla ilgili makula dejeneransı, Alzheimer hastalığı gibi bazı hastalıklarda E vitamini gibi antioksaidan faydalı olabilir. Folik asit ve B6 vitamini eklenerek kanda homosistein düzeyleri düşürülebilir ve ateroskleroz ve alzheimer dan bir dereceye kadar korunmak veya başlangıç zamanını geciktirmek mümkün olabilir.
4. Halka vitamin kullanması için tavsiyeler yapabilmek için ciddi kanıtlara ve maliyet analizine ihtiyaç vardır.

TİAMİN (B1 VİTAMİNİ)
Günlük ihtiyaç 1mg dır. Gebelik, emzirme karbonhidrattan zengin beslenme tiamin ihtiyacını %50 artırır.
Fındık, fıstık badem, taze tane bezelye, dana eti, piliç eti, fırınlanmış patetes, domates, süt, yumurta rafine edilmemiş buğday ekmeğinde bulunur.

Gebelerde, malabsorbsiyon sendromları ve alkolizmde eksiklik görülebilir.
Eksikliğinde ”Beriberi hastalığı” oluşur. Aşağıdaki hastalarda B1 vitamin azlığı gelişmesi mümkündür.
– Alkolikler
– Kronik diyaliz hastaları
– Total parenteral beslenmeye alınanlarda
– Bebeklerde
– Diüretik kullannan ve beslenmesine dikkat edilmeyen kronik kalp hastalarında
– Yaşlılar
– Kontrolsüz diabetikler
– Açlık grevlerinde
– Çayda bulunan antitiamin faktörüde B1 vitamini alımı sınırda oalan insanlarda eksiklik oluşturabilir.
Beriberi belirtileri:
Periferik nöropati yapar. Kollarda bacaklarda, bazen karın ve göğüste yer yer hissilik ve uyuşmalar olur. Baldır kasları sıkılınca ağrı yapar. İlerleyince motor kayıpta gelişir , kas atrofilari güçsüzlük felç durumu oluşabilir. Merkezi sinir sistemine ait belirtiler ilave olabilir yani kişilik değişmleri , hafıza kayıpları olabilir.
Bazen kalp şikayetleri ön planda olur. Eforda nefes darlığı çarpıntı nihayet yaygın ödemler ve kalp yetersizliği gelişir.

Tedavide kullanılması:
Tiamin eksikliğinin yaygın bulunduğu bölgelerde temel gıdalara katılabilir (una katılşabilir)
Hafif eksikliklerde 5-10mg ağız yoluyla alınması yeterli olur.
Ağır vakalarda ve ve alkolik beriberide 25-100mg/gün iğne şeklinde verilmelidir .

Toksisite:
Ağızdan alımda toksistesi yoktur. Üst alım sınırı yoktur. Aşırı dozların huzursuzluk , çarpıntı, uykusuzluk yapabildiği bildirilmiştir.

RİBOFLAVİN (B2 VİTAMİNİ)
Günlük ihtiyaç: 1-1.5mg dır.
Gebelik ve emzirmede ihtiyaç artar.
En bol olarak: Süt, yumurta, sakatat(karaciğer), yeşil yapraklı sebzelerde, et ve balıkta bulunur.
Unlara eklenebilir
Isıtılmaya dirençli fakat ultraviyoleye dayanıksızdır. Haşlama esnasında dıdadaki içeriğin %15-20 si suya geçer. Pastörizasyonda çok az kayıp olur. Konservede ise %30 a kadar kayıp olabilir.

Eksikliği:
Diğer B vitaminleri ile beraber eksikliği görülür.
Deney hayvanlarında görülen b2 vitamini eksikliğinin en net bulgusu büyüme geriliğidir.
İnsanda izole eksikliğini gözlemlemek güçtür.
İlk belirtiler:
– Boğaz ağrısı, ağız,dil ve dudaklarda acı ve yanma
– Ağız köşelerinde yaralar- çatlaklar
– Kırmızı renkli dil, pailla atrofisi,
– Yüzde seboreik dermatit
– Gövdede ve skrotumda dermatit
– Gözde korneada damarlanma,yanma kaşınma yaşarma , bazen katarakt gelişmesi
– Ardından Anemi ve nöropati
– Okul çocuklarında sinsi B2 vitamini eksikliği oldukça sık bulunmuştur.

Tedavi:
– Günde 5-10mg verilir.
Toksisite:
– Alım için üst sınır yoktur, toksisite bildirilmemiştir. İdrarı sarı renge boyar.

NİASİN= NİKOTİNİK ASİT ( B3 VİTAMİNİ)
Vücutta Triptofandan Niasin üretilebilir. Gıdalarla alınan 60mg triptofan 1mg Niasine eşdeğerdir. Gebelik ve Oral kontraseptif (doğum kontrol hapı) kullananlarda bu dönüşüm güçleşir. Günlük enerji tüketiminin artması gebelik ve emzirme bu ihtiyacı artırır.
Niasin bitkisel ve hayvansal yağlar hariç pek çok gıdada NAD ve NADP şeklinde bulunur. Tahıl işlenirken niasin kaybolur. Et, balık ve sakatatta(karaciğer) boldur. Mısır da emilemez şeklindedir. Mısır triptofandan da fakirdir. Isıtmaya, pişirmeye, saklamaya oldukça dayanıklıdır. Fıstıkta ve tam buğday ekmeğinde de bulunur.

Eksikliği
”Pellagra” denilen hastalığa neden olur.
– Demans, dermatit, diare denilen 3D bulgusu vardır.
– Dermatit derinin özellikle güneşe maruz kalan bölümlerinde simetrik olarak görülür. Deri kabalaşır, üzerinde çatlaklar oluşur kabuklanmalar ve pigment artışı oluşur. Ağız ve boğaz ağrısı kırmızı ve ağrılı dil görülür. İshal ortaya çıkar. Huzursuzluk uyku bozuklukları düşünme kusurları, anksiyete ve depresyon görülebilir. Eksiklik ilerlerse bilinç bulanır, ajitasyon , halisünasyon ve konvülsiyon görülebilir.
Tedavi
Tedaviye hızla cevap verir. 50-500mg iğne olarak yapılır. Kolesterol yüksekliği olanlarda nikotinik asit faydalı olabilir( yüksek dozlarda verilir. 1-3gr/gün).
Toksisite:
Üst alım sınırı 35mg/gündür (yetişkinler için). Hiperlipidemi tedavisinde 1gr/gün sütünde kullanıldığında- flushing- avuç ve ayaklarda yanma, baş ağrısı sıktır. Daha yüksek dozlarda bulantı kusma mide ağrısı ishal ve aritmi yapabilir. Ürik asiti yükseltebilir. Karaciğer enzimleri yükselebilir. Kolestatik sarılık yapabilir.

PRİDOXİN (B6 VİTAMİNİ)
Yaşlıların yarısında B6 vitamini eksikliği görülmüştür. Gebelik ve laktasyon ihtiyacı artırır. Gebelikten önce 2 yıl doğum kontrol hapı kullanılmışsa ihtiyaç daha da artar.
B6 vitamini hayvan ve bitki dokularında oldukça fazla bulunduğundan eksikliği nadirdir. Isıtma ve saklama sırasında bazı gıdalarda kaybolur.

Eksikliği:
Nadirdir. Göz burun ve ağız çevresinde seboreik değişiklikler. Kelit, glossit, kansızlık, periferik nöropati, erken bulgulardır. İlerleyince bulantı kusma baş dönmesi, uykusuzluk, konvüksiyon yapabilir. İmmün cevabı bozabileceğine dair şüpheler vardır. ( Yaşlılarda interlökin-2 üretimini ve lenfosit proliferasyonunu baskılayabilir) Çünkü B6 vitamini antagonisti kulkananlarda görülmüştür, primer eksiklikte değil.
Muz- patetes(fırınlanmış), tavuk eti, dana eti, balık, süt ,yumurta pirinç, elma ,üzüm domataes bezlye tam buğaday ekmeğinde bulunur.

Kanda bulunan homosistein düzeylerinin düşürülmesinde folat (Belkide B12 vitamini) ile beraber etkilidir. ( 10mg/gün B6, 800-1000mcg/g folat) Yüksek homosistein düzeyleri kalp hastalığı için bir risk faktörüdür.
Premenstrüel sendromda da kullanılabileceğine dair çalışmalar vardır.
B6 vitamini azaltan ilaçar:( Bunları kullanırken 2-5mg/gün B6 eklenebilir)
– İNH
– Hidralazin
– Doğum kontrol hapları
– Dopamin
– penisilamin
– sikloserin

Toksisite
– Günde 500-600mg ın üstündeki dozlarda toksisite görülebilir. Bu nedenle 100mg/günden fazla alınmamalıdır. Başlıca toksik belirti sensoryal nöropatidir. İlacın keislmesi ile tam düzelme görülür.

FOLAT=FOLİK ASİT
Folik asit ve B12 DNA sentezi için gereklidir. Koroner kalp hastalığını azaltmada ve nöral tüp defektlerini önlemede kullanılır(400mcg/gün).
Portakal başta olmak üzere narenciye folattan zengindir. Yeşil yapraklı sebzeler, kuru fasulye, karaciğer, yumurta zengin folat kaynaklarıdır. 8 dakikalık kaynatma birçok sebzedeki folat düzeyini %80 azaltır. İnek sütünde kaynatmadan önce 54mvg/L folat varken kaynatma sonrası 10mcg/L ye düşer. Muz ve karaciğerdeki folatın biyolojik kullanılabilirliği çok yüksektir.
Eksikliği
– Sık değildir
– Hızla büyüme dönemleri ve yaşlılarda
– Metabolizma hızının arttığı durumlar
– Emzirme
– Gebelik
– Malabsorbsiyon – Çölyak hastalığı
– Alkolizm
– Hemolitik anemiler, KML, Kr miyelofibroz ,siderblastik anemi
– Şişeden beslenen bebekler (ısıtma ile folat kaybolur)
– Eksfoliyatif dermatit durumlarında eksiklik olabilir.
Bazı ilaçların kullanılması:
– Metotreksat
– Trimetoprim
– Sülfosalazin
– Fenitoin
– Primetamin
– Triamteren
Belitirleri:
Akut: İştahsızlık, bulantı, kusma, ishal, ağızda ülserler, saç dökülmesi
Kronik: Trombositopeni, halsizlik, kolay yorulma, dilde ağrı, megaloblastik anemi

– Homosistein düzeyi yüksek olanlarda ateroskleroz riski yüksek olur. Folat eksikliğinde görülebilir.
– Son evre böbrek yetersizliği-Homosistein yüksek folat düşük tromboza eğilşim vardır.
– Metaplazi ve kanser ile folat ilişkisi: Akciğer- bronş metaplazisi, uterus servks metaplazisi , kolon kanseri gelişmesi folat eksikliği ile beraber bulunurken, meme ve pankreas kanserlerini ise folatın modüle ettiği telkin edilmektedir. Bu yönde başka çalışmalara ihtiyaç vardır.
Tedavi
– Multivitamin preparatlarında 0.2-1.5mg arası bulunmaktadır. Bu eksikliği gidermek için yeterlidir
Toksisite:
– Yüksek dozda verilirse birlikte alınan antiepileptiğin etkisini azaltır.

KOBALAMİN (B12 VİTAMİNİ)
Eksikliğinde anemi ve nöropati görülür. Vücuttaki depoların %90’ı karaciğerdedir. Midedeki intrensek faktör aracılığıyla, ince barsakların son kısmından emilir. Mide ve ince barsak hastalıklarında emilim olamaz ve eksiklik belirtileri görülür.
Karaciğer, et, deniz ürünleri, daha az olmak üzere süt ve süt ürünleri , yumurta B12 kaynağıdır.Bitkisel gıdalar B12 içermez.
Serum metilmalonik asit ve homosistein düzeyleri b12 eksikliğinde yükselir.
Serum holo TC II tayini B12 eksikliğini en duyarlı şekilde gösterir.

Eksikliği:
Karciğerde depolandığından dolayı diyetsel eksiklikte 1-3 yıldan önce belirti vermez.
Halsizlik, yorgunluk, eforla yorulma, dilde ağrıi uyuşma, iştahsızlık tat almada bozukluk, ishal, saç ve tüylerde dökülme, impotans, hafıza kusurları, ayaklarda uyuşma , depresyon
tedavi
Tek bir enjeksiyonla bile şikayetler 48 saat içinde düzelebilir. Nörolojik hasarın düzelmesi aylar alabilir. Bu enjeksiyonlar her ay devam eder.
Yaşlılar B12 eksikliği için riskli gruptur. Alzheimer benzeri şikayetlerle gelen yaşlı hastalarda b12 eksikliği araştırılmalıdır.
Diyalize giren hastaların üreye bağlı nöropatilerinde b12 vitamininden fayda görebilir.
Toksisite
Toksik etkisi yoktur. Bu nedenle üst sınırı yoktur.

PANTOTENİK ASİT (B5 VİTAMİNİ)
Gıdalarda yaygındır. Hayvan dokularında, sütte,baklagillerde, rafine edilmemiş tahıl ürünlerinde bulunur.

Eksikliği:
Az alıma bağlı izole eksikliği çok nadirdir. Antagonist verilerek gönüllü insanlar üzerinde yapılan çalışmalarda topuk ve ayaklarda hassasiyet, uyuşma halsizlik, kolay yorulma kramp, uyku ve koordinasyon bozukluğu, kusma ishal gibi şikayetler gelişmiştir. Ayakların yanmasının sebebi pantotenik asit eksikliğindendir denmiştir.

Tedavi:
Eksiklik şüphesi varsa 10mg ağızdan verilir.
Toksisite:
Yüksek dozlarda ishal yapabilir.

BİOTİN
Dışarıdan alındığı gibi kalın barsakta bakteriler tarafından da yapılır.
Karaciğer, sakatat, soya fasulyesi, yumurta sarısı biotinden zengindir.

Eksikliği:
Besinsel eksikliği çok nadirdir. Fenil ketonüride eksikliği görülebilir. Aşırı çiğ yumurta akı yiyenlerde görülebilir. Saç ve tüylerin dökülmesi, dermatit , dil atrofisi paresteziler iştahsızlık bulantı kusma kas ağrıları olabilir. Seboreik çocukların biotin ile tedavi edilince düzeldiği görülmüştür. Saç dökülmesi ve dermatit çinko eksikliğinde de görülebilir. Biotin eksikliğinde deri kuru ve kepeklidir, çinko eksikliğindeki dermatitte ise nemlidir. Gebelerde biotin eksikliğinin tertojen bir fsaktör olduğu öne sürülmüştür.
Tedavi:
Günde 100-1000mcg ağızdan biotin verilmesine çok iyi cevap verir.
Toksisite:
Toksisitesi yoktur, bu nedenle üst sınır verilmemiştir.

ASKORBİK ASİT(C VİTAMİNİ)
Organizmadaki biokimyasal eylemleri halen tam olarak aydınlatılamamıştır.
– Kollagen sentezinde gereklidir( kollagen memeli proteinlerinin %25 ini oluşturur ve destek dokusunun başlıca elemanıdır)Dişte, tendonlarda , kemikte, deride, korneada bulunur
– Tirozinden adrenalin sentezinde
– Safra asitlerinin oluşmasında
– Böbrek üstü bezi korteksinde (bol miktarda bulunur)
– Triptofandan serotonin ve endojen karnitin oluşmasında
– Denir emiliminde
– Antioksidan olarak
– Sindirim sırasında nitritlerden nitrozamin oluşumunu önler
– Bağışıklık reaksiyonlarının optimum olması için – yetersizliğinde lökosit fonksiyonları bozulur.

C vitamini özellikle yeşil sebzelerde ve narenciye grubu meyvalarda bulunur.
Erkekler 90mg /gün, kadınlar 75mg/gün gebeler:85mg/gün, Emzirenler. 120mg/gün çocuklar: 15-25mg/gün almalıdır.
Isıtılmaya dayanıklı değildir. Oksidasyon ile kolaylıkla bozulur. Bu nedenle raflarda ışığa ve açık havaya maruz bırakılan sebzelerde önemli kayıplar olur.

1 bardak üzüm suyu: 250mg C vitamini içerir
1 bardak portakal suyu: 125mg
1 adet portakal: (6.5cm) 70mg
Pişmiş ıspanak (1 bardak): 40mg
Pişmiş yeşil biber 100gr: 50mg
yumurta: 0 mg
Hindi ve tavuk eti:0
Dana eti(100gr) ızgara:20mg
Balık (100gr): 5mg

Eksikliği:
Eksikliğinde ”Skorbüt hastalığı” görülür.
Halsizlik, kas gücünün azalması, diş etlerinde kanama, diş eti iltihabı, eklemlerde ağrı ve şişlik, diş dökülmesi kıl kökü çevresinde kanamalar, göz, burun, barsak, idrar yolu kanamaları, anemi, yara iyileşmesinde gecikme, kemiklerde kanamalar, bebek ve çocuklarda büyümenin durması, görülebilir.
Tedavi:
skorbütte 10mg/gün dozda bile yeterlidir. Ama depoları doldurmak için daha yüksek dozda verilir.

Kronik hastalıklardan korunmada C vitamini kullanımı:
Katarkt, yaşla ilişkili makula dejeneransı, hipertansiyon, diabet, koroner kalp hastalığı, kanser, astım, ve soğuk algınlığından korunmada kullanılabilirliğine dair yayınlar vardır.
Bu: – Endotel üzerindeki olumlu etkilerine, – Bağışıklık sistemini güçlendirmesine, – Özellikle de antioksidan gücüne bağlanmaktadır.
2 gr C vitamininin akut olarak verilmesi endotel kaynaklı vasodilatsyona, erteriyel sertliğin ve trombosit agregastyonunun azalmasına neden olur. Ağızdan alınan 500mg ile de benzer olumlu etkilerin kronik kullanımda oluşabileceği yazılmaktadır.
Ağızdan kullanılan demir ilaçları c vitamini ile verilirse etkileri artmaktadır

Toksisite
Yüksek doz kullananlar c vitaminini kestikleri zaman skorbüt belirtileri göstermektedirler. Yüksek dozlarda idrar yolu taşlarına neden olabilir.
Üst sınır 2gr/gündür.
500mg/gün üzerinde alanlarda serum bilurubin, glukoz, ldh, ast-alt tayini ve dışkıda gizli kan tayini bozuk çıkabilir.

YAĞDA ERİYEN VİTAMİNLER

A VİTAMİNİ VE RETİNOİDLER

Görmede rol oynar. Epitel proliferasyonu yaptığından ve hücre farklılaşmasına belirgin etkilerinden dolayı dermatolojik bozukluklarda ve kanser kemoprofilaksisinde kullanılmaktadır.
İmmün cevabı güçlendirir, kemiğin büyümesi, üreme, embriyonun gelişmesi için gereklidir.
A vitamini eksikliğinde az ışıkta görme bozulur (gece körlüğü-tavuk karası). Beta karotenin antioksaidan özelliği vardır ama C veya E vitamini gibi değildir.

Eksikliği
Göz hastalığına neden olur.
Sinsi eksikliklerde bağışıklık cevabında yetersizlik, infeksyonlara karşı dirençte azalma, aşılara iyi bağışıklık cevabı verememe gelişme geriliği gibi.
A vitamini eksikliği Dünyanın bazı bölgelerinde sıktır. Bu çocuklar anemiktir ama nadiren zayıftır.
Deride kuruma , pullanma, ve kaşınma yapabilir. Kıl diplerinde kabarma görülebilir. Tırnak ve saçlarda kolay kırılmalar olabilir. Ağızda mantar(kandidiazis) riski artar. Diş eti hiperplazisi-büyümesi ve iltihabı olabilir. Diş gelişiminde kusur oluşabilir.
Anemi gelişebilir.
Çocuklarda büyümeyi önleyebilir.
Meme, kolon, prostat, akciğer kanserinde korunmada karotenden zengin gıdaların önemi vardır. Ama sigara içen veya asbestli madende çalışan akciğer kanseri yüksek kişilerde beta karoten ve retinol alanlarda akciğer kanseri riski vitamin almayanlara göre 4 yıl takipte daha fazla görülmüştür.
Beta karoten ve e vitamini verilerek kanser gelişmesi önlenebiliyor mu? Sorusuna cevap arandığında Hiçbir olumlu etki görülememiştir. Ayrıca koroner kalp hastalığını da önlemediği görülmüştür.
Çinde 30000 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada ise beta karoten selenyum ve E vitamini eklenen grupta kanser oranında %13 azalma görülmüştür. Ve başlıca mide kanseri azalmıştır. Bu bölge halkı bu vitaminlerden eksik beslendiği görülmüştür. Bu vitaminlerin eksiklik belirtileri olanlarda eklenmesi ile kanser dahil diğer kronik hastalıklara karşı koruyucu olduğu bulunmuştur.

Tedavide kullanılması
Tedavide retinol hali kullanılır. A vitamini ortalama replseman ddozu 5000ü retinoldür. Aslında bu doz bile fazladır. Karotenoidler ve A vitamini: kanser, katarkt, yaşla ilişkili makula dejneransı, aterosklerotik hastalık komplikasyonları, ishal, solunum yolları infeksiyonundan korunma ve bu infeksiyonların mortlaitesini azaltma, sıtma ve kızamık infeksiyonlarına ve kızamık aşısına daha iyi bağışıklık cevabı verebilme amaçları ile kullanılabilir.
A vitamini türevleri:
13 cis retinoik asit ve eretrinate isimli analoglar ağır akne ve fulminan psöriasiste – cilt hastalıklarında, all trans retinoik asit: akut promyelositer lösemide kullanılmaktadır
Toksisite:
Biriken bir vitamin olduğu için fazlası zararlıdır. 4000ıu/kg veya >500000ıu/gün dozlarında hızla toksisite belirtileri görülür. 50000 ıu/gün 18 ay veya 500000 ıu dozlarının 2 ay verilmesi ile serum retinol düzeyi 1000mg/dl nin üstüne çıkmaı ve net bir toksik tablonun ortaya çıkması beklenir.
Güvenli alımın üst sınırı 3000mcg/gün =10000ıu/gün dür. Dünya sağlık örgütü a vitamini eksikliği bölgelerinde bile a vitamini uygulama kampanyalarında dahi çocuklarda sık sayılabilecek a vitamini toksisitesi ve buna bağlı ölümler görmüştür.

Toksisite beliritleri:
Erişkinlerde:
Bulantı- kusma iştahsızlık, kırıklık, deride ve dudaklarda çatlaklar. Yaşlılarda ilk belirtiler karaciğer enzimlerinde yükselme olabilir. Aşırı A vitaminine bağlı karaciğer sirozu gelişen az vaka bildirilmiştir. 50000-100000 ıu/gün A vitamini alan erişkinlerde bulantı kusma deri soyulmaları, yorgunluk, saç dökülmesi, kemik ağrıları ve karaciğer büyümesi görülebilir.
Fazla A vitamin almanın osteoproroz riskini artırdığına dair çalışmalar vardır.
Gebeliğin ilk günlerinde A vitamini alınması bebekte problemlere neden olabilir.

D VİTAMİNİ
Çok önemli bir hormondur kalsiyum metabolizmasında ve bir çok dokuda gereklidir. Güneş ışığı sayesinde vücutta sentez edilebilir. Barsaklardan kalsiyumun emilmesinde doğrudan ve böbreklerde kalsiyumun tutulmasında dolaylı yoldan etkilidir. İmmün sistemi güçlendirir. Habis hücrelerin gelişimin önleyebilir. D vitaminin eksik alımasının kolon kanseri ile ilşkili olduğu bildirilmektedir. D vitaminin beyin fonksiyonlarınada etkisi olduğu bildirilmiştir.
Bebeklikte 10mcg=400 IU/gün 24 yaşından sonra 200 IU/gün (5mcg) yeterlidir. Yaşlandıkça yine ihtiyaç artmaktadır. Uskumru somon sardalya palamut , balık karaciğeri, dana karaciğeri, yumurta sarısı doğal kaynaklardır. En önemli kaynağın güneşe maruz kalma olduğu unutulmamalıdır.

Eksikliği:
Raşitizm =Rahitis
Büyüme çağında kemik mineral yetersizliğine bağlıdır. Kafa kemikleri yumuşak kalır, şiş bilekler, ve dizler, uzun kemiklerin bükülmesi, göğüs kafesinde şekil bozuklukları, büyümenin durması veya yavaşlaması, yürümeye başlamanın gecikmesi, bulunabilir. Bazen kan kalsiyumunu düşmesine bağlı tetani ve konvulsif nöbetler görülebilir.
Osteomalazi:
Erişkinlerde görülür. İskelet ve kas ağrıları oluşur. Yürüme zorlaşır- paytakvari yürüme oluşur. Merdiven çıkmak zorlaşır. Kan tahlilleri geç dönemde anormal sonuçlar veriri bu nedenle sinsi, seyreder. Güneş ışığına az maruz kalanlar yanında kronik böbrek yetersizliği, karaciğer yetersizliği ve ince barsak rezeksiyonu yapılanlarda da görülebilir.
Yaşlılarda d vitamini sentezi azalabilir ve d vitamini yetersizliği gelişebilir.
D vitamini yetersizliği ile kolon kanseri arasında ilişki gösteren yazılar vardır.
Psöriasis tedavisinde d vitaminin rolü vardır.
D vitaminin lökosit fonksiyonlarıı güçlendirici etkileri vardır. Bebeklik döneminde d vitamini eklememnin tip 1 diabet riskini azalttığı bildirilmiştir.

Tedavi:
emziren annelerde, güneşe az çıkan yaşlılarda, malabsorbsiyonda, kronik böbrek yetersizliğinde, uzun süreli kortizol tedavisi görenlerde, d vitamini yetersizliği saptananlarda, d vitamini takviyesi yapmak gerekir.
Toksisite:
Sık görülür. Güvenli alımın üst sınırı 50mcg/gündür. Hiperkalsemide fazla idrar çıkma, çok su içme, iştahsızlık, bulantı, kusma, ağızda metalik tat, karın ağrısı ve kabızlık konsantrasyon bozukluğu görülür. Hatta komaya kadar gidebilir. Acil tedavi gerekir.

TOKOFEROL (E VİTAMİNİ):
Antioksaidandır. Trombozsitlerin adezyonunu azaltır. Erişkinler için günlük ihtiyaç 15mg dır.
Yeşil yapraklı sebzelerde, bitkisel yağlarda, tohumlarda bulunur. Hayvansal kaynaklar: et, yumurta, karaciğer.
Fındık ve fıstıklar kavrulursa %80 vitamini kaybolur.
Eksikliğinde kas ağrıları, nörolojik bozukluklar, sinir tutulumları, görme azalması, anemi , testis fonksiyon bozukluğuna bağlı kısırlık, düşüklere neden olabilir.
İskemik kalp hastalığı ve inmede faydalı olduğuna dair kesin bilgiler yoktur.
Vitamin eksikliği olan bölgelerde mide barsak kanseri sıklığındaki artma e vitamini ve selenyum eklemeleri ile önlenebilmektedir ama normal toplumlarda E vitamini eklemek ile toplumları kanserden korumanın mümkün olmadığı yapılan çalışmalarda anlaşılmıştır.
Hava kirliliğine karşı, katarkt ve yaşla ilgili makula dejeneransına karşı kullananlar vardır.
Bazı hemolitik anemilerde hemolitik krizi azaltmak amcıyla verilebilir.
Toksisite:
ciddi bir toksisitesi yoktur. Çok yüksek dozlrada baş ağrısı bulantı kas yorgunluğu, kusma olabilir.

K VİTAMİNİ
Kanın pıhtılaşmasında rol alır. Kalın barsaktaki bakteriler tarafından sentezlenir. Yeşil yapraklı sebzeler ve brokolide bol olarak bulunur. Soya, kanola, pamuk ve zaytinyağı bir miktar k vitamini içerir. Geniş spektrumlu antibiyotik alanlarda eksiklik gelişebilir. Kolay çürük oluşur. Değişik yerlerden kanama gelişebilir kanda protrombin zmanaı-İNR uzar. K vitamini dolayısıyla yeşi sebzeler osteoporozdan koruyucudur.
İğne şeklinde kullanımı söz konusudur. Yeni doğanlara doğumdan hemen sonra kanama olmaması için yapılır.
Toksisite:
Ciddi toksisitesi yoktur.

Yrd.Doç.Dr Yavuz FURUNCUOĞLU